travesti

Travesti

travesti

Ankara travestileri | İstanbul Avrupa Yakası travestileri | İstanbul Anadolu Yakası travestileri | İzmir travestileri | Antalya travestileri | Adana travestileri | Sakarya travestileri | Bursa travestileri | Bolu travestileri | Marmaris travestileri | Kuşadası travestileri | Bodrum travestileri | Elazığ travestileri | Erzurum travestileri | Hatay travestileri | Samsun travestileri | Diyarbakır travestileri | Eskişehir travestileri | Çanakkale travestileri | Gaziantep travestileri | Kayseri travestileri | Konya travestileri | Mersin travestileri | Denizli travestileri | Tekirdağ travestileri | Balıkesir travestileri | Kocaeli travestileri | Alanya travestileri | Amasya travestileri | Düzce travestileri | Ordu travestileri | Aydın travestileri | Van travestileri |

Travesti Size Gör Nasıl Biri Olmalı

Bu günlerde  içimiz dışımız politika oldu. Sanki memleketimizde veya dünyada başka konu yok! Mesela size bu yazımda Muhittin Abi’den bahsedeyim.

Siz Muhittin Abi’yi tanımazsınız. Bende zaten ismini ve kim olduğunu yeni öğrendim. Yalnız şunu söyleyeyim; çok ilginç biri!

Arabamı almadığım günlerde Kızılay’dan Gazi Osman Paşa’daki evime otobüsle giderim. Bazen geç saatlere kaldığımda da taksiye binerim. Hep aynı duraktan taksiye bindiğim için şoförlerle de biraz samimi olmaya başladım. Yol boyunca onlarla güncel konularla, ve özellikle politika ile ilgili sohbetler yaparım. Bilirsiniz taksi şoförleri politika konusunda toplumun nabzını iyi ölçerler. Bu yüzden onlardan bu konuda da faydalanmaya çalışırım.

Taksiyle gittiğim güzergahtaki yollar genellikle hayat kadınlarının müşteri bekledikleri yerlerdir. Karda kışta, Ankara’nın soğuğunda onları öyle yarı çıplak görünce üzüldüğüm ve onlara acıdığım zamanlar da olmuştur. Birde polis ekip arabası gelirken çil yavrusu gibi dağılıp bir anda  kaybolmaları görülmeye değerdir.

Yine bir akşam taksiyle giderken, biraz ilerimizde duran bir arabanın sürücüsü ile pencereden pazarlık yapan bir kadın gördük. Bizim geveze şoför  ”Abi  bak, Kasım Abi pazarlık yapıyor.” dedi. Ben duran arabanın şoförünü kastettiğini sanarak, ”Arabadaki adamın ismi Kasım mı?” deyince; şoförün çenesi iyice açıldı. ”Yok abi, kadının ismi Kasım” dedi! Ben ”Allah Allah!” diye hayret edince de devam etti:

Kasım Abi aslında travesti. Takma adı da Ahu. Bunun birde Duygu diye bir arkadaşı var. Geçenlerde bunlar yol kenarında beklerlerken, bir taksi yandan  hafifçe bu Duygu’ya çarparak yere düşürdü. Duygu yolun kenarında baygın yatarken Kasım Abi’de başında ”Duygu’cum, lütfen gözlerini aç! Duygu’cum lütfen kalk!’ diye yalvarmaya başladı. Fakat Duygu’da tık yok. Derken, oradan geçen muzip biri ”Muhittin Abi, ekip arabası geliyor!” der demez  Duygu nasıl bir anda ayağa fırlayıp kaçtı görmeliydiniz. Gülmekten öldük.

İşte bizim Muhittin Abi bu!

Siz tabi bu hikayeye güldünüz. Gerçekten de fıkra gibi. Tabii ki bu işin komik yönü. Keyfinizi kaçırmak istemem ama aslında bu olay sadece komik değil; aynı zamanda trajik bir olaydır. Yani trajikomik bir olaydır. Zira, kadın gibi hisseden ve onlar gibi giyinip onlar gibi davranan ve travesti denilen erkeklerle, travestilerin Bülent Ersoy gibi operasyon geçireni olan transseksüellerin hayatı gerçekten de çok trajiktir.

Bu konu toplumun yıllardan beri iyileşmemiş, kanayan bir yarasıdır. Bir kere onların bu halde olmaları kendilerinin tercihi veya suçu değildir; çünkü öyle yaratılmışlardır. Kadın veya erkek olarak yaratılmak nasıl kusur değilse; travesti olarak yaratılmak da suç değildir. Fakat özellikle gelişmemiş ve yarı gelişmiş toplumlarda bu büyük bir kusur veya ayıp gibi algılanmaktadır. Bu yüzden travestiler toplumdan dışlanmakta; kendilerine iş bile verilmemektedir. İşte bu nedenledir ki; hayatlarını idame ettirebilmek için tek çareleri olan fuhşa yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Toplumdaki genel kanının aksine, bunu zevk için veya ahlaksızlık olsun diye değil; mecbur kaldıkları için yapmaktadırlar. Gecenin geç vakitlerinde, kışın -8 derecede müşteri bekleyeceksin.

Sonra belki sarhoş, psikopat, hastalık taşıyan, sadist veya sapık biri çıkacak ve onunla beraber olacaksın. Bu gerçekten büyük riskler taşıyan ve deli cesareti isteyen bir iştir. Bir insan çok mecbur olmasa tüm bu riskleri göze alabilir mi? Bu insanları yargılamadan önce birde böyle düşünelim! Toplum olarak bizim hiç mi kabahatimiz yok; bu insanlara anlayış gösteriyor muyuz bunu da sorgulayalım.

Neyse, bu derin ve uzun bir konu. Dolayısı ile bizi aşar. Komik bir olay anlatıp gülelim derken nerelere geldik.

Ha, bir şey daha ilave edeyim: Birkaç yıl öncesine kadar Ankara’nın cadde ve sokaklarında telekızlar tarafından serpiştirilmiş kartvizitler görürdük. Bu kartvizitlerde travesti kelimesi hiç geçmezdi; travestiler kendilerini deşifre etmezlerdi. Şimdi ise kartvizitlere travesti olduklarını adeta övünerek yazıyorlar. Bu ne demektir biliyor musunuz? Türk erkekleri artık travestileri daha çok tercih ediyorlar demektir! Yani trendler ve tercihler değişmeye başlamış! Bu durum kadınları düşündürmeli bence!  Benden uyarması!

Travesti ve Eğitim Hakkında Merak Ettikleriniz

Acaba Travestiler eğitimlimi ?

Eğitimli insan elini attığı her işte mutlaka başarılı gelmiştir.

Zaman içerisinde bir çok haksızlığa ve suçlamalara maruz kalan  arkadaşlarımız eğitimsizliğin aslında kendilerine vermiş oldukları acı gerçek ile karşılaşmışlardır.

Uzun zamandan bu yana travestiler hem bu haksızlıkların önlerine geçebilmek hem de kendi haklarını ve arkadaşlarının haklarını savunabilmek için bir çok eğitim dalına yönelmişlerdir. Türkiye’miz güzel ülkemizde de bir çok arkadaşımız eğitime yönelmiş devletin bir çok kanatında yer almak için kollarını sıvamışlardır. Başarılı olan bir çok travesti vardır bu konuda.

Travesti kadınların eğitimsiz olduğunu düşünenler, istanbul travestileri  ap açık örnekleridir. Travesti kadınların çoğu eğitimlerini tamamlamışlardır fakat cinsel eğilimlerinden dolayı mesleklerine son verilmiştir. Meslek hayatlarına son verilen bu arkadaşlarımız hem geçim kaynağı olarak bu işi yapmaya mecbur kalmışlardır.  Eğitim insanın kalitesini arttıran en büyük faktörlerden bir tanesidir.

Kaliteli insanı yalnızca eğitim ile ayırt edemeyiz kalitenin bir çok faktörü vardır. Kalite asalettir yürekten gelir asla tesaddüf değildir, doğumun ile birlikte insan geninde bulunan bir histir. Eğitim mutlak yaşam biçiminiz de yer edinmek saygınlık kazanmak için elde edilen beceriler yada bilgiden oluşmaktadır. Eğitim + kültür, kültür ise insanların meydana getirdiği maddi yada manevi her tür olaydır.

Eğitim ile alakalı bir çok bilim adamı yazı ve makaleler yazmışlardır bunlardan bazıları aşağıdaki yazımızda mevcuttur ;

Eğer bir bireye olması gerektiği ve olabileceği bir insan gibi davranırsanız, olması gereken ve olabileceği insan olur. Goethe

Eğitime yatırım, en iyi faizi verir. Benjamin Franklin
Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önce açık olmasıdır. Aristoteles

Eğitim, soğukkanlılığınızı ya da özgüveninizi kaybetmeden her şeyi dinleyebilme yeteneğidir. Robert Lee Frost

Kalbi eğitmeden zihni eğitmek eğitim sayılmaz. Aristoteles

Eğitim hayata hazırlık değildir, hayatın ta kendisidir. John Dewey

Eğitim kıvılcımla ateş yakmaktır, boş bir kabı doldurmak değildir. Sokrates

“Eğitimle kişilerde aydınlanmanın temelini atmak kolaydır; ne var ki genç insanları böyle düşünmeye erkenden alıştırmak gerekir. Buna karşın tüm bir dönemi aydınlatmak uzun bir zaman gerektirir; çünkü böyle bir eğitime engel olan ya da onu zorlaştıran bir sürü dış engel vardır.” Immanuel Kant, Was heißt : sich im Denken orientiren?

1786 “Eğitimin bir insan hakkı olduğu savının iki sonucu vardır. Birincisi: haktan vazgeçilmesi düşünülemez. Dolayısıyla, kişilerin “Ben eğitilmek istemiyorum” demesi söz konusu olamaz.

İkincisi: siyasal birlik, yani devlet, tüm bireylerinin eğitim hakkından yararlanmasını sağlamalıdır. Bireyler için hak olan şey, devlet için görevdir.” Ömer Naci Soykan, “Özgür Eğitim”, Küreselleşeme Sürecinde Eğitim Sorunlarının Felsefi Boyutu Sempozyum konuşması 2009 s.296 Oslo-Norveç

İstanbul travestileri hakkında bilmedikleriniz ?

İnsanlar başkaları için değişmeli midirler? Tabiki hayır travestiler ve özellikle istanbul travestileri buna birer örnektirler. Başkaları mutlu olacak diye kimse değişmeye kalkmazlar, insanlara doğumdan itibaren yüklenmiş kimisine göre kusur kime normal halleri vardır ama en doğrusu insanın kendisine öncelikle doğrumu geliyor yanlış mı geliyor.

Çünkü kimse kimsenin hayatını yaşamıyor kimse biri üzüldüğün de yada sevindiğin de onunla beraber olmuyor dolayısıyla insanlar yaşamların da hep özgür olmak istemişler buna travestileri örnek verdik onlar doğuştan erkek olarak doğabilirler ama bu bir yaşam biçimi olduğu için onlarda o yönde hayatlarını idam etmeye çalışıyorlar aile baskısı bir yandan toplum bir yandan değişmelisin tepkilerini veriyorlar tamam değişssinler diyelim kim için niçin değişmeleri hallerinde mutsuz oluyorlarsa insanlar bırakın olduğu
gibi kalsınlar size göre yanlış olan birşey o an başka bir insan için doğrudur.

”Can çıkar huy çıkmaz” derlerya doğru bir sözdür insan doğumundan itibaren yada ergen dönemlerden önceki dönemler de illaki kazandığı kalıtsal huylar ediniyorlar tabiki insanlar çok yanlış yoldalar sa uyaralım örnek uyuşturucu içen bir genci uyarmıyalım demiyoruz ama o bir huy değildir o bir alışkanlıktır işte insanlarımız bunları biribirlerinden ayırt etmeyi öğrenemediler asırlardır.

Başkalrı için yaşamaya kalktığın da o zaman sen kendinden vazgeçmişsin demektir ama hiçbirşeyi de kendinle eşdeğer de bulundurma tabiki insanız varız evren de yaşıyoruz . Değer verdiklerimiz olacak belkide hayatımız pahasına korumakla mükkelef olduğumuz insanlar vardır hayatımız da en önemlisi anne ve babalarımız kardeşler onlardan daha sonra geliyor.

Sevgilimiz bunlar yaşamımızın için de olması gerektiği zaman olacaklar ama kişi yada tek bir birey olarak sen her zaman kendin için olmalısın olduğun zamanda zaten istemessen de hayat senin için hem kolay hemde istediğin gibi olacak, bir sürü yaşam tarzı vardır sadece lgbt (travesti, transeksüel, gay, lezbiyen) bireyleri değil insanların çocukluktaki en büyük bilinç altı hissi büyümek ve evlenmek yuva kurmak.

Malesef ki kaçımız bunu başarabiliyor ki hayat şartlarımı değişiyor yoksa insanın kendisimi değişiyor yada insanlar sırf başkaları mutlu olsun eğilimine kapılıp kendilerini hiçe mi sayıyorlar hele ki yaşadığımız bu dönemler de kimse kşmseyi takmıyor büyüklerimizin ah çekip nerde eski günler demesi belkide bir kıyaslamayla ibarettir.

İnsanlar tabiki çağ atlatıyorlar bunun yanı sıra teknoliyi kulanmak istiyorlar ama teknoloji doğru yönde kulanılıyormu belki de insnalrı biribirin den uzaklaştırıyor insan ilişkilerini daha da soyut hala getiriyordur, gelecekte belki de insanlar dahada farklı olacaklar çağlar atlatarak belki de mufazakar yada liberal insnalar olacaktır. O yüzden kimse kimse için değişmesin uğruna değişmen gerekn biri varsa oda bireyin kendisi olmalıdır tabiki çok konularda insanlar araların da istişharede bulunabilirler…

Travesti Kadınlara Karşı Şiddet Uygulanması

Travestiler ve travesti kadınlara karşı son dönemler de şiddet dur durak bilmiyor. Demokrasiyle yönetilen türkiyemiz de malesef ne kadına nede erkeğe değer verilmiyor.

Böyle ufak şeyleri büyütüp altında çok farklı olaylar arayan insanlardan ne saygı beklenilir ki, zira türkiye coğrafik olarak gerçekten dört mevsimi bir arda yaşayan ender ülkelerden biri olmakla beraber biz insanlar çeşitli hiç alakası olmayan vakaalarla kirletiyoruz bu güzelim ülkemizi.

Türkiyenin vazgeçilmez şehirlerinden biri olan istanbul ise tarifi olmaz tarihi zenginliklerindedir. Eski saraylar hamamlar ve restore edilmiş valide sultanlar hala bulunkatadır. İstanbul travestileri barındırmakla beraber bir çok yabancı insanları da barındırmaktadır. Çok eski saray erkanlarını incelediğimizde sarayda da harem ağaları vardı.

Osmanlı dönemi ve öncesindede bu böyleydi.Teknolojinin sıfır olduğu o dönemler de iletişimin az olduğu o yıllar da bile insanlar bu zamana nazaran dahada bir kıymet verirdi birbirlerine, demekki bunun çağla yada teknolojiyle alkası olmadığını anlıyoruz. Yüzyıllar geçsede bir insanın hamuru nasıl yoğrulmuş sa öyle devam eder derlar ya, aslında insanoğlun da öteden beri gelen bir egoistlik vardır ben dediğimiz zaman çözüm yerine sorun yaratmış oluruz hem kendimiz adına hemde ülkemiz adına , türk insanı aslında diğer ülke insanlarına göre daha misafir perverdir ama kendi içimiz de bunu henüz bir yenilgiye uğratmamışız.

Bir erkeğin kırmızı pantolon giymesini bile sorun haline getirebilen insanlarımız var insanların cinsiyetleri renklere göre değildir. Kadın pembe, erke siyah, cıvıl cıvıl giyildiğinde de travesti kalıplarını artık atalım beyinlerimizden. Malesef ki kaçıncı yüzyılda olsakta beyinler sanki saltanat devri gibi babadan oğula geçer gibi haller alıyoruz.

Hep bir umut yeni nesil diyoruz ama şunu da unutmayalım yeni nesli yetiştirenler kimler geçmiş anne ve babalardır, onları yetiştirenler de yine onların anne ve babalarıdır silsilei merasim gereği yetişiyor bu toplum, insanların kendilerine göre halleri olmakla beraber toplumunda aşıladığı bazı haller vardır kiminin babası zamanında annesini çok dövdüğünü gören çoçuklar onlar da kendi eşlerin de aynısını yapıyor.

Hata kimilerin de bu babaya karşı belki de kin beslemeye kadar gidiyor evladın babasına kin beslediği bir toplum da sıradışı olan şeylere karşı nasıl bir saygı sevgi beklenilir ki ? Travesti kadınlar escort kadınlar da nefret cinayetlerine kurban giden insanlarımız arasındadır, bunlar zaten aşılanan şeylerdir İstanbul da sadce yaşamıyor insanlar türkiye’nin ahlakı sadce istanbul’la kısıtlı değildir daha doğru ahlak deyince insanların aklına zaten kendi yaptıkları hataların hiçbiri gelmiyor kendilerini ahlak abideleri sanarlar ya geride yaptıkları hiç akkılarına gelmez.

Sonuç olarak toplumuz da normal kabul edilen şeylere saygı duyulmazken en önemlisi anne ve babaya saygı duyulmayan bir yerde ötekileştirilmiş herşeye nasıl saygı duymalarını beklerizki bu kadın travesti yada erkek ne fark eder eşittir insan değilmi eşittir canlı çatısı değil mi? önce canlıyla cansızı birbirlerinden ayırt etmeyi bilelim sonra hakımız varsa birbirimizi eleştirelim…

Travesti ve travestilerin çekmiş oldukları acılar

Çok uzun yıllar öncesine dayanan tanışıklığımız vardır bizim Seyhan Arman’la. Onu oyuncu travesti kadın kimliğiyle tanımıştım. Kafasında kocaman, kıvır kıvır saçlar. Alışık olmadığım bir aksanla konuşması ve sürekli her şeyi ben bilirim patavatsızlığıyla garip gelmişti ilk gördüğümde.

Ama sonra ilerleyen zamanlarda anladım ki o bir insan hakları savunucusu. Benim LGBTİ ve kadın aktivizmiyle tanışmama vesile olan kişidir. Gelir yatağımdan kaldırırdı, beni zorla saçımdan sürükleyerek eylemlere götürürdü. Hayat mücadelesi içinde sonraları zaman zaman ayrı kalsak da sevgimiz hiç bitmedi. Aynı davanın mücadelesini veren iki yoldaş olmuştuk. LGBTİ ve kadın özneleriyle başlayan hak mücadelesi sonra bütün ezilen ötekileştirilen kimliklere kadar ulaştık. Omuz omuza savaştık desek yeridir.

Tiyatronun peşinden koştu yıllarca, kirasını ödeyemediği zamanlar oldu. Ama o yılmadı, ‘Hayır, ben oyuncuyum; tiyatroda çalışmalıyım’ diyerek çok zaman direttiğini bilirim. Çevremizdeki travesti arkadaşlarımız mücadelemizi kimi zaman anlamadılar. Eleştirenler de oldu, bize destek veren de. Seyhan da, ben de asla vazgeçmedik mesleğimizi yapmak için, her türlü zorluğa beraber göğüs gerdik.

İyi ki de öyle olmuş, iyi ki de Seyhan pes etmemiş ve başarmış. Bugün o kabul etmese de, mütevazı olsa da, ben söylemeden edemeyeceğim. Seyhan Türkiye’nin en iyi oyuncularından birisidir bana göre. Çünkü altın tepside sunulmadı, mücadele etti bunun için. Şimdilerde yarattığı bir “Matmazel Coco” karakteriyle de sahnelerde renkli ışıklar altında dakikalarca ayakta alkışlanan bir figür haline geldi. Biz de “Nefrete İnat Yaşasın Hayat” yazı dizisi için Seyhan Arman’la konuştuk. Tiyatro, sanat, politika, aktivizm ve kariyerine dair ne varsa bütün gerçeklikleriyle ve patavatsızlıklarıyla bize anlattı.

Şişli Kurtuluş’ta yalnız yaşadığı evinde bir araya geldik röportaj için. Gittiğimde bana kendi elleriyle yemekler hazırlamıştı; mantı çorbası, nohut ve yaprak dolması sarmış elleriyle. Ne kalori, ne de rejim hiç umurumda oldu ve bir güzel yedim. Hayatı için kendisi için ve içindeki kadın için verdiği o cesur mücadeleyi Seyhan’ın kendi ağzından dinliyoruz şimdi…

“Sorunun aslında birçok pencereden cevabı var. En basit şekliyle Adanalı’yım, 1980 doğumluyum. 2000 yılında turne için Çanakkale’ye gittim, o dönem Sakatlar Tiyatrosu’nda çalışıyordum, oradan İstanbul’a geldim. Burada perukları ve tiyatroları görünce burada kalmaya karar verdim. Çünkü o dönem peruklar benim için çok önemliydi. Şov yapıyordum, orlondan saç yapıyordum Adana’da böyle bir sektör olmadığı için. Palyaço burnu yoktu, ping-pong topunun ojeyle boyayıp takıyordum falan. O yüzden böyle şeyler önemliydi. O perukçuları görünce ‘İstanbul benim şehrim’ deyip karar verdim. Bütün işimi gücümü Adana’da bırakıp on beş gün içinde İstanbul’a taşındım.”

“Benim savunma mekanizmam biraz değişik işliyor galiba. Ben hangi ortam, hangi şehir, hangi ülke olursa olsun fark etmez o an bulunduğum yerde en rahat edebileceğim şeklini kendime göre belirleyip oradan yürüyorum yoluma. O yüzden Adana’yla kıyasladığımız zaman tabii ki İstanbul çok büyük bir şehir başka bir kafası var. İstanbul’a gelip ilk indiğim andan itibaren sanki Adana’da başka bir semte gitmişim gibi hissettim. Hiçbir zaman problem yaşamadım ve İstanbul hiçbir zaman korkutmadı beni.”

“Adana’da çok iyi para kazanıyordum. Sabah çocuk tiyatrosu yapıyordum, bir anaokulunda çalışıyordum. Hem bir eğitmen gibi, hem de okulun palyaçosuydum. Hafta sonları bir markette animasyon yapıyordum. Markette çalışan bir işçinin aylık kazancını ben bir hafta sonunda kazanıyordum. Bunun yanı sıra tıpa-tıp şov yapıyordum. E tabii biraz param vardı, ona göre geldim. Burada akranlarımın gittiği yoldan gittim. Bir hotel vardı, benim arkadaşlarımın kaldığı, orada yaklaşık üç ay kadar kaldım. Biraz daha paramı biriktirdim, sonra annemden biraz maddi destek aldım. Bileziklerini sattı, bana para gönderdi.”

“Taksim Meydan’da çok güzel bir ev kiraladım ve bir problem olmadı. Hayatımın en zor dönemini ben Denizli’de yaşadım. Bir hafta kaldım Denizli’de ve hayatımda ilk kez aç kaldım. Bir tatil şirketinde devre mülk satış personeli olarak çalışıyordum. Şirket Denizli’de yeni bir ofis açtı ve bana ‘Gider misin’ dediler ben de ‘tamam’ dedim. Biz haftalık para alıyorduk o zaman dolar bazında. O hafta bizim paramızı vermediler, bir hafta açlık çekmiştim. Hayatımın en zor dönemi orasıydı.”

’15 yaşımdan beri…’

“15 yaşımdan beri kendi kararlarımı kendim veriyorum. Çocukken bile halk oyunları çalışmalarına katılıyordum. Ekiple Elazığ’a gidileceği zaman aileme ‘Gidebilir miyim’ diye sormazdım, ‘Gidiyorum’ derdim. Kendi ayaklarımın üstünde durduğumu gördükleri için belki ailem için de bir problem olmadı.”

“Alaylı bir oyuncuyum. Profesyonel oyuncu olarak ilk on beş yaşımda çalışmaya başladım. Adana Sanat Tiyatrosu’nda uzun yıllar çocuk tiyatrosu yaptım. Palyaço ve animasyon yaptım ara ara. En önemlisi de tıpa-tıp şov yaptım. İstanbul’a geldiğimde de bazı tiyatrolarda çalıştım özellikle kamera önü çalışmaya başladım. Aynı zamanda burada Dilruba Saatçi’den bir ders aldım ve kendisiyle bir oyunda çalıştım. Engin Alkan ile üç oyununda rejide çalıştım. Bunlar çok büyük isimler, çok büyük ekoller. Engin Bey’in kapısında bir sürü ünlü ünsüz oyuncu bekliyor. Ben bu kişiyle birbirinden farklı üç oyunda, üstelik bir tanesi müzikal olmak üzere rejide çalıştım aylarca. İki tane work-shopuna katıldım. Bunlarda yeterince beni besledi diye düşünüyorum. Oyuncuğun sonu yok ama şimdi konservatuara gitsem hiçbir şey bilmeyen oyuncularla yine öğrenmiş olurum.”

‘Meme proteziyle değişen bir şey olmadı’

“Ben 35 yaşındayım ve 35 yıldır Seyhan Arman’ım. Saçımın biraz daha uzun olması ya da meme protezimin olması benim için çok büyük bir değişiklik olmadı. Fiziksel değişim anlamında bahsediyorsak, evet, ilk değişimi İstanbul’da yaşadım. İstanbul’a geldikten yaklaşık altı ay sonra meme protezi yaptırdım ve bu şekilde yeni bir yaşam benim için başlamış oldu. Aslında ben benim ve hiçbir şey değişmedi. Saçım biraz uzamış, kaşım biraz ince olmuş, kıyafetim değişimi falan bunlar benim için çok önemli şeyler değil. Ben zaten kıyafet değiştirmeye 12 yaşımdan beri alışığım. Bir şekilde animasyon yapıyorum, profesyonel olmadığım dönemlerde, özellikle yılbaşlarında çarşaftan Arap kılığına girip komşularımı akrabalarımı gezerdim. Kıyafet değişimi benim için bir şey değildi. Ruhum değişmediği için benim içim hiçbir zorluğu ya da enteresan bir durumu açıkçası yaşamadım.”

‘Bir öteki olarak başka bir ötekiye nasıl başka gözle yaklaşabilirim?’

“Ben bir fark görmüyorum. Sadece travesti kadınlar özelinde de değil, birisinin cinsiyeti, etnik kökeni ve sairesi benim için önemli değil. Ben bir öteki olarak başka bir ötekiye nasıl bir başka gözle yaklaşabilirim? Ayrıca travesti kadınlar olarak biz aynıyız. İşlerimiz farklı olabilir, ama bu farklılık bütün insanlar için geçerli. Bütün doktorlar birbirleriyle anlaşıyor diye bir şey yok. Ya da bütün hemşireler, bütün Müslümanlar veya bütün Antepliler… Böyle bir genelleme olmadığı için tabii ki bu bütün travesti kadınlar için de geçerli. Ama ben bir problemim olduğunu düşünmüyorum. Ben herkesle, Tarlabaşı’nda yaşayan bir travesti kadınla da, Etiler’de yaşayanla da bir olabiliyorum. Onunla bir şey paylaşabiliyorum. Kendi penceremden baktığım zaman hiçbir problem yaşamıyorum. Benimle sorunları olanlar var mıdır, belki olabilir, ama hiçbir zaman böyle bir sınıf problemi yapmadım, yapmayı da düşünmüyorum. Bir dönem travestiseksüel terimin anlamını bile bilmiyordum. Kendimi eşcinsel veya travesti diye adlandırdığım zamanlar da oldu ama bilmediğim için.”

‘Ana rahmine düştüğüm andan itibaren travestiseksüel bir kadınım’

“Şu şunu söylüyorum: Ben 35 yıldır bir travestiseksüel kadınım. Ana rahmine düştüğüm andan itibaren. Bilimde böyle bir açıklaması olmayabilir, din adamları buna karşı gelebilir, bütün dünya ‘Hayır Seyhan, yanılıyorsun’ diyebilir. Gerçekten umurumda değil. Ben kendimi biliyorum, ruhumu biliyorum böyle hissediyorum. Velev ki deliysem, travestiseksüellik böyle bir şeyse saygı duymaları gerekir, hastaysam bunun için de saygı duymaları gerekiyor. Ben hasta ya da deli olduğumu düşünmüyorum. Gayet sağlıklı bir insanım. Çok ciddi anlamda ben ana rahmine düştüğüm andan itibaren böyle olduğuma inanıyorum. Belki 2 yaşında cinsiyet kimliği şekillenmemiştir falan, bunlar hiç önemli değil. Ruh diye bir şey var olduğuna inanıyorsak benim ruhum budur. Fiziksel geçişim öncesi, sonrası, bilmem nesi diye bir şey yok.”

“Ben hep Seyhan’dım, bugün de Seyhan’ım, yarın da Seyhan olacağım ve Seyhan olarak da öleceğim. Nasıl göründüğüm gerçekten önemli değil. Bugün ben eğer travesti kadın olmasaydım daha fazla tanınıyor olacaktım. Tiyatro camiasında ya da oyunculukta kendimi daha kabullendirmiş olacaktım. Biz deli miyiz, anamıza babamıza, arkadaşlarımıza ‘Bir dakika ben öyle değil de böyleyim’ diyelim. O doğuştan olmasa, o ruhu gerçekten hissetmese hiç kimse bunu yapmaz. İnsanlar deli mi ki kalkıp 3 kuruş için seks işçiliği yapsın! Polisten kaçsın, ev verilmesin dayak yesin, öldürülsün… Tabii ki biz var oluşumuzu yaşamak için mücadele ediyoruz.”

‘Ben olmanın bedeli öldürülmekse biz bunu baştan kabullenmişiz’

“Buradaki amaç topluma bir tokat atmak da değil. Ben olmak istiyorum ya ben olmanın bedeli eğer öldürülmekse biz bunu baştan kabul etmişiz. Gerçekten insanların aklına şaşıyorum. Bazen diyorlar ya para için kadın kılığına giriyorlar. Kim girer? Bunu söyleyen insan gelsin, gerçekten onun parasını ben ödeyeyim. Kadın kılığına lütfen girsin, lütfen caddeye çıksın ve metrobüse binsin! Onun parasını ben ödeyeyim. Bunu tartışmaya hiç gerek yok artık. Bir gram aklı olan insan, bizim ne demek istediğimizi gayet net anlar.”

‘LGBTİ bireylerin içinde bile ötekiyiz’

“Türkiye’de kadın olmak, insan olmak zor, Kürt olmak, Alevi olmak ve hatta Türk olmak zor aslında. Hani Türkiye’de bir sürü şey olmak zor. O yüzden Türkiye’de travesti kadın olmak iki kere zor. Çünkü biz LGBTİ bireylerin içinde bile ötekiyiz. Ötekinin de ötekisiyiz aslında. Çünkü biz saklanmıyoruz, gizlenmiyoruz, bu iki yüzlü topluma yalan söylemiyoruz. Herkesin belli kaygıları vardır, bütün eşcinseller de çıksın açılsın anlamında söylemiyorum. Bugün bir kampanya olsa ve buna bütün LGBTİ bireyler katılsa ve ortak bir saatte dönüp yanındakine ‘Ben eşcinselim’ dese bu sorun ortadan kalkar. O kadar büyük bir çoğunluk olduğumuzu düşünüyorum.”

‘Uzaydan baksan belliyiz’

“Asla azınlık olduğumuzu düşünmüyorum. Televizyonlara çıkan bir sürü travesti diye adlandıracağımız kişi için bile değillermiş gibi davranılıyor. Çünkü eşcinsel olmak, travesti olmak kötü; onları sevdikleri için öyle algılamıyorlar. Ama travesti kadınlar bu anlamda bir tokat atıyor. Bir saklanmanın içine girmiyor. Uzaydan baksan belliyiz. Ne olduğumuz ortada. Bu yüzden topluma biraz garip geliyoruz. Biz onlara bazı gerçekleri gösteriyoruz. Erkeklik gibi kutsal bir şeyi becerememiş olduğumuzdan dolayı aşağılanıyoruz. Öbür türlü de kadın sayılmazsın diyorlar. Aslında bir arada yaşayabiliriz. Birazcık benim düşündüğüm gibi düşünebilse insanlar. Bu kadar çok nefret söylemleri olmasa. Karşısındakinin etnik kimliği, cinsel yönelimi önemli olmasa daha rahat edebiliriz.”

‘LGBTİ  örgütlerin içinde bile bizi bastırıyorlardı’

“Şiddet görünür oldu son yıllarda. Biz travesti kadınlar artık örgütler içinde sesi çıkan özneleriz. Ondan önce sesimiz yoktu. Sen, ben vardık falan. Bizi de bastırıyorlardı, LGBTİ örgütlerin içinde bile. ‘LGBTİ onur yürüyüşlerinde seks işçisi travesti kadınları görmek istemiyoruz’ diyorlardı. Gezi direnişinin de görünür olmamız açısından etkisi oldu. Şakacı travestiseksüeller, komik eşcinselleri barikatların önünde direnirken gördüklerinde destek vermeye başladı insanlar. Geziden sonraki destekler daha gerçek geliyor. Yeni jenerasyon travesti kadınlar pırıl pırıl daha bilinçli geliyor. Teknolojiyle birlikte çağ değiştiği için daha görünür oluyoruz.”

‘Muhafazakârlık maskesi taktık, Facebook’ta ‘Hayırlı cumalar’ diliyoruz’

“Ben şimdi başımı örtmediğim için, travestiseksüel olmadığım için benim ne kadar dindar olup olmadığımı nereden bilebilirler. Muhafazakârlık maskesini taktık hepimiz. Mesela hepimiz cuma günleri Facebook’ta ‘Hayırlı cumalar’ diliyoruz. Tabii ki cuma gününü önemseyebiliriz, bunu kutsayabiliriz, gerçekten hayırlı olmasını dileyebiliriz. Bu başka bir şey. Ama inanamıyorum! Yedi düveri parmağında oynatmış kişiyi görüyorum, ‘Hayırlı cumalar’ diliyor. Ramazan geliyor şimdi. Gerçekten özel bir ay inan insanlar için. Kutsal bir ay ve biz bunu kullanıyoruz hep beraber. Şimdi Ramazan’da hepimiz birer ilah kesileceğiz. Ama nerede açacağız iftarımızı 5 yıldızlı bir lüks hotelde. Evimizde açsak en fakirimiz bile neler neler yiyeceğiz. Amacımız açın halinden anlamak olmayacak. Daha önceki deneyimlerime bakarak söylüyorum bunları. Keşke yanılsam, yüzüme tükürseler önemli değil. O zaman o muhafazakârlığı ve dindarlığın ne kadar samimi olduğunu sorguluyorsun. Öteki pencereden baktığımız zaman da toplum 12 yıldır muhafazakâr. Bundan rahatsız olan taraf da var. Bir 12 yıl da Atatürkçü olsak daha mı iyi? Milliyetçi olsak bir 12 yıl, bir 12 yıl da Kürtçü olsak hep beraber, yani ocu şucu bucu olduğumuz da bence problem.”

“Bu açıklama ‘Bu ülkede eşcinseller yok’ demeye geliyor, bu ne demek! Bu kadar komik bir açıklama olur mu? Varlar ve ortadalar ama yokmuş gibi davranıyoruz. Ben mesela Zeki Müren için ‘Eşcinsel değildi, o bir travestiydi’ dediğimde kıyamet kopuyor. Çünkü o ‘paşa’ ve erkek kutsal bir yere konulmak isteniyor. Senin milletvekillerinin arasında eşcinsel olsa ne olur, olmasa ne olur? Önemli olan doğru bir iş yapıp yapmadığı değil mi? Öyle olunca biz de ne yapıyoruz; bir eşcinsel ya da bir travesti transseksüel Meclis’e girsin diye yırtınıyoruz. Aslında Meclis’te var ama görünür değil. Bu kadar LGBTİ kimliğini üzerine gidenlerin bence bir derdi olması lazım. Eşcinsellikle bir derdi olmayan insan çıkıp da kötü bir söz söylemez. Sadece derdi olanların nefret söylemleri bunlar. Önümüzdeki seçim dönemimde milletvekili olursam o zaman fark nasıl yaratılıyor işte o zaman gösteririm. Meclis bahçesinde, Matmazel Coco da olur, neden olmasın?

‘Eskiden mahallemde popülerdim, şimdi gettomda’

“Tanınmışlık, kime göre tanınmışlık? Ben belirli bir getto için tanınmış bir kişiyim. Ama bu benim hayatımda hep vardı. Ben çocuk tiyatrosu yapıyordum ve Sirkten Kaçan Palyaçolar diye bir oyunumuz vardı, kendi mahalleme yakın bir yerde oynadım. Mahalleye girdiğimde çocuklar beni alkışlayarak karşılıyordu. Hani popülerlikse orada da popülerdim. Radyoda da DJ olarak çalışıyordum. Komşularımız istek yapıyorlardı, ben yayındayken orada da popülerdim.

Teşekkür edip balkonlardan beni alkışlıyorlardı. Tiyatro yapıyordum, tıpa-tıp şov yapıyordum. Hep kendi alanımda popülerdim. Aktivizm anlamında birtakım gelişmeler oldu. Ben hayatımda hep güçlü olduğumu düşündüm, ayaklarımın üstüne bastığını düşünüyorum ve hep güçlü bir karakter oldum, hep kraliçeyi oynadım. O yüzden kendim için çok savaş verdim.

Savaşçı bir kadınım ben. ‘Ya bir dakika ama bu böyle değil’ diyebiliyorum kimi zaman. Her yerde her alanda bu böyle. Ailemde, iş alanımda ve aktivizm çevresinde olabilir, fark etmez. Biraz kavgacı bir tipim ben. Kendim için bir şeylerin savaşını verip kazanmaya başladığımda yanımdaki insanlar için de bu savaşı verme alışkanlığı oldu. Bir süre sonra bu benim normalim oldu. İstanbul’da tabii ki belirli gelişmeler ve değişmeler oldu, kendimi törpüleme anlamında. Çok patavatsız birisiydim önceden, birazcık politik olmayı öğrendim, özellikle iş hayatında. Değişimler oldu ama özünde yine aynı insan olduğumum düşünüyorum.”

‘En büyük derdim…’

“Seyhan Arman’ın en büyük derdi ‘Matmazel Coco’. Bu son üç dört yıldır oynadığım bir karakter aslında. Çünkü ben bir oyuncuyum, oyunculuk yapmak istiyorum. Şu anda kamera karşısında böyle bir şansım yok. Tiyatro projem var. Bir oyun yazmaya çalışıyorum. Belirli bir kitlem var ve benden beklentileri var, benim kendimle ilgili beklentilerim var. Biraz mükemmeliyetçi bir insanım. Şu an sahneye çıksam, bir sürü şey yapabilirim ama bu bana yetmiyor.

Beni zorlayacak şeylere ihtiyacım olduğu için bir tiyatro üzerinde çalışıyorum. Birkaç yazarla görüşüyorum, onlara bir oyun yazdıracağım. Yani böyle çok klasik olmasın, yine içinde ötekileri anlatan bir şey olsun ama farklı bir karakter olsun düşünüyorum. Şu an da iki derdim var. Bir travesti kadın olarak bu sektörün içerisinde elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Fark yarattım mı bunu bilmiyorum, bu seyircinin kararı açıkçası. Beni tanıyan insanların çevremdeki insanların kararı olacaktır. Ben henüz hayalini kurduğum yerde değilim, yapmak istediğim şeyleri henüz yapabilmiş değilim.”

‘Matmazel Coco bana ev aldı’

“Matmazel Coco bir cabaret kadını ve bu beni çok beslediği için onunla çok uğraşıyorum son yıllarda. Çünkü Matmazel Coco bir yandan bana para kazandırıyor, ev aldı mesela bana. Ben Seyhan olarak ev alamayacaktım. Şu anda içinde yaşayabileceğim bir ev değil ama bir şekilde emekli maaşı sağlamış oldu diye düşünüyorum. Matmazel Coco bir sürü şey yapıyor. Konser sunuyor, açık arttırma yapıyor, defile sunuyor, yarışma sunuyor, bir sürü şeyi bir arada yapıyor. Nikâh kıyıyor, bazen de karaoke yapıyor, beni çok besliyor, çok eğleniyorum onunla. Ben eğlendiğim için seyirci eğleniyor ve seyirci eğlendikçe ben biraz daha fazla eğleniyorum, keyifleniyorum. Bu dönem birazcık yoğun olacak galiba. Ben yaptığı şeylerden pek memnun olmayan, bazen beğenmeyen, yeterli olduğunu düşünmeyen bir karakterim ama bu dönem Matmazel Coco’ya zaman ayırmayı düşünüyorum. Bir menajerle anlaşarak önce işe başlayacağım.”

“Matmazel Coco bir hayal dünyasında yaşıyor ve aslında çok politik bir karakter. İnsanları çok eğlendiriyor olabilir ama Coco o kadar her şeyin bilincindeki kendinin farkında ve bütün dünyanın farkında ve bunu şovlarına yansıtıyor. Doğaçlama performanslarında mutlaka buralara değiniyor. Mesela Gezi olayları olduğu zaman Matmazel Coco bunu görebiliyordu. Ya da garson elindeki tepsiyi düşürdüğünde, dansçının ayağı kaydıysa, seyircinin dip boyası gelmişse Matmazel Coco bütün bunları görüyor ve bunların üstüne parmak basıyor.

Matmazel Coco’nun Fransız olmadığını herkes biliyor. Çünkü Parisien bir kültürden gelmediği çok belli. Arada Fransızca bir şeyler uyduruyor ama Seda Sayan, Esra Erol izliyor, hatta bütün dizileri izliyor ama ben dizi izlemem sadece belgesel izlerim kafasında. Kilolu bir kadın, bir aşure kazanı gibi kalçası var ama incecik bir beli, kaşık kadar suratı olduğunu düşünüyor. Star olmaya çalışıyor ama aslında bir star değil. Yani

Matmazel Coco her şeyin çok farkında bir kadın, o onun oynadığı bir şey. Aslında bakarsan ailesi sirkte çalışmış ve sirk sanatçısıymış, bu sirkte büyüdüğünü söylüyor. Bir yandan söylentiler var Matmazel Coco eski sermayeymiş diye. Ama madam denildiğinde çok kızıyor, ‘Hayır, ben bakireyim’ diyor. Biraz muallakta onun ne olduğu. Matmazel Coco karakterini seçmemdeki en büyük sebebi de bu, gerçekliği kıstım onu üzerinden. Açıkçası bir sürü şeyden etkilenmiş olabilirim bu karakteri oluştururken.

Matmazel Coco’nun kalçaları benim Basena diye bir karakterim vardı drag-queen performanslarımda. Oryantal Asena’yı yapıyorum aslında onun sertliğinde, onun bakışlarında, onun ciddiyetinde bir oryantal. Ama asla estetik olmayan, kocaman kalçası olan, göbeği olan, koca memeli bir kadındı bu Basena. Mesela Asena yere düşse nasıl bir zarafet olur ama Basena bir dana gibi yere düşüyor ama Asena bakışlarıyla. O çok tepki alıyordu ve çok istiyordum onu bir yerde kullanmayı.”

‘Coco bir tek sünnete gitmedi’

“Bir gün Suadiye Hotel’in içerisinde ‘Madame Margot Cabaret’ adında yeni bir mekan açılmıştı, Deniz Önal’ın yönetmenliğinde. Açılışından yaklaşık bir buçuk ay sonra falan Deniz’i aradım ‘Ben neden yokum, Seyhan fobin mi var senin’ deyince ‘Aşk olsun gel, hemen görüşelim’ dedi. Madame Margot karakteriyle birlikte Matmazel Coco da artık resmi olarak ortaya çıkmıştı. Margot şanslı olan, mekan açmış, erkeği kapmış, star olmuş. Coco ise bunların hiç birini olamamış ve bunun hırsını alıyor gibi bir düşünceden doğdu. Sonra Coco orayı çok aştı. Bir sürü etkinlik yaptı. Doğum günü mafyası ile çalışıyor, düğün davet organizasyonlarında çalışıyor.

Coco bir tek sünnete gitmedi ama yakında oraya da gider. Adana’ya bir kere gitti Coco. Genç işadamlarının bir partisi vardı orada, çok uzun bir performans yapmadı ama zaten ben Adanalı olduğum için öyle bir denk geldi, Coco da uğramış oldu. Matmazel Coco’ nun şöyle bir enerjisi var, ilk çıkış şarkısında dahi seyirciyi çok yakalamış bir karakter. Seyirci

Coco’yu köyün delisi yerine koyuyor. Kadını, erkeği, çocuğu hiç tepki göstermiyorlar. Tabii ki Coco’nun belirli ayarları var. Kutsal aile şeyine performans yapan bir sanatçı. Mesela eşcinsel esprileri yapmıyor. Heteroseksüel müşteriye oynayan hetero bir kadın Coco. Tek amacı var eğlenmek, eğlendirmek. Para kazanma amacı yok. Çünkü zengin bir kadın zaten. Yüzükleri falan kocaman. Bazı tanıştığı beyler var, onlar hediye getiriyor Coco’ya.”

Size Yakışan Travesti ve Travestiler

Seçimini yaparken koyduğunuz kriterler sizlerin alacağı zevkleri etkiler. Olumlu ya da olumsuz etkileneceğiniz için bu kriterleri her zaman en uygun yerde bırakmalı ve sürekli gözden geçirmelisiniz. Nedeni ise sürekli değişen ve yeni şeylerle tanışmanız bu kriterleri değiştirmiş ya da esnetmiş olmasıdır.

Kendinize uygun bulduğunuz partneri bulabilmek için ne istediğinizi nelerden hoşlandığınızı hangi şeylerin sizlere mutluluk verdiğini bilmeniz gereklidir. Hayatınıza yeni giren kişiler ve değişen mutluluk kriterleri sizlerin isteklerinizi değiştireceği için sizlerin bu istekleri bilmesi muhakkak gereklidir.

İsteyenler için travesti hizmeti verenler her yeni partner geldiğinde onlara durumun normal olduğunu ve karşısındakinin ne hissettiğini iyi bildiklerini anlatabiliyorlar. Bu tarz bi ilişkiye sıcak bakmasalar bile sonradan gerçek istediklerinin bu olduğunu anladıklarında travestiler ile ilişki yaşayanlar uygun arkadaş arayışını da sonlandırmış oluyorlar.

Dış görünüşleri ile büyüleyen istanbul travesti bayanları en uygun olduğu için tercih edenlerin kendi istediklerini en sonunda bulduklarını da söyleyebiliriz. Çünkü önceleri başka tarz ilişkilerde aradıklarını bulamadıktan sonra tercihlerini değiştirip en uygun olanı bulduklarını dile getiriyorlar. Kendileri için önemli olan şeyin karşısındaki partnerin mutluluğu olduğu için hizmetlerinde hassas olan travestilerin bu özelliği sayesinde birçok ilk deneyimini gerçekleştirdikleri partnerlerden olumlu tepkiler alıyorlar. Hissettiklerini yaşayamayıp seçiminde yanlış tercihleri yapanların bu konuda uğraş verdikleri şey her zaman nafile olur. Kendini hissettiği ilişkinin içinde olmak her zaman daha mutluluk verici bir birlikteliğide beraberinde getirecektir.

Bu sebeple ankara travesti bayanları tercih edenlerinde en uygun seçimi yaptığını anlamaya başlaması fazla sürmüyor. Aldıkları zevklerin tarifsiz olmasının nedeni hissettikleri ilişkiyi sonunda bulmalarıdır. İstediği bir ilişki travesti ilişkisi ise başkalarını tercih edip cinsel ilişki yaşamak bir fayda etmeyecektir. Öyleyse nasıl hissettiğini bilmek ve ona en uygun seçimi yapmak her zaman sizin elinizdedir. Kendinizi başka yerlerde tatmin etmek olumsuz ve yanlış bir partneri seçmek anlamına gelir.

Travestiler artık ücreti ikinci planda düşünüyorlar ;

Ücret karşılığında seks hizmeti verdikleri için köle durumuna sokulmak istenen partnerler artık partner seçmeye başladı ve her isteyenle birlikte olmuyorlar. Ücret önceleri her seks partneri için önemliydi ve hala önemli bir konumda ancak saygının ilk geldiğini belirtmekte yarar görüyoruz. Bu yüzden artık ücretin ikinci plana düştüğü gerçeğini partner arayan herkesin bilmesi gerekir.

İster travesti isterse diğer partnerler artık partnerlerinden öncelikle nasıl davranmasını bilip bilmediğine göre tercih yaptığı için istediği ücretin fazlasını vermenin de bir anlamı olmadığını ayrıca belirtmek gerekiyor. Ne denli kaliteli bir partner ile birlikte olunmak isteniyorsa o derece saygılı olmanın gerektiği bu dönemde ücretini veriyorum ve istediğimi yaparım uygulamasının geçmeyeceğini akıllardan çıkarmamak gerekiyor. Aksi halde travestiler ya da diğer seks partnerlerinden olumsuz tepki alınabilir ve ilişkiye girmesinin önüne geçilebilir.

İstanbul un zevkler ve partnerler açısından zengin olması herkes tarafından biliniyor ve istanbul travestileri kalitesini bu ilişkileri sevenler çok daha iyi biliyorlar. Önceleri her isteyenle birlikte olsalar bile artık ücreti ikinci plana atmış durumdalar. İstedikleri zevki alabilmek ve partnerlerine zevk verebilmek için en uygun partneri seçerken ilk kriterleri kesinlikle saygı ve anlayışlı olmak olarak ön plana çıkıyor. Yine ankara travesti bayanların artık ücretten çok beklediği şeyler arasında saygı yer alıyor ve anlayışlı olmayan her kim olursa olsun reddediliyor.

Ücretin yükselmesi ya da istediklerinden fazla teklif edilmesi onlar için bir anlam ifade etmiyor ve saygıda kusur var ise kesinlikle birliktelik yaşamıyorlar. İstediklerini yerine getirenlerle ise çok daha seviyeli ve kaliteli bir seks geçirdikleri için kalitelerini de arttırmış oluyorlar. Her isteyenle olmak ve kaliteyi düşürmek yerine ücreti ikinci plana atıp elit partnerle birlikte olmayı yeğliyorlar. Bu sebeple fantezileri gerçekleştirmek için öncelikle ücreti değil saygıyı düşünmenin gerekliliğini partner adaylarına kanıtlamış oluyorlar.

Sürekli varlıklı olduğunu ve istediğini elde edeceğini düşünenlerin artık modasının geçtiği bir dönemde maliyetin ikinci plana atılması olumlu ve olumsuz açılardan tartışılabilir. Ancak şu bir gerçek ki seks partnerleri kendilerine samimi olan ve saygı gösteren partnerler ile birlikteler ve ücreti ikinci plana atmış durumdalar.

Tecrübeli ve İşini Bilen Travestiler

Diğer partnerlere göre daha az yanıltıcı ve sekste oldukça tecrübeli olan travestiler bir çok bu ilişkiyi tercih edenler için hizmet sunmaktalar. Sayılarının az olması sebebi ile çok daha fazla partnere hizmet vermeye çalışan travestiler sekste partnerlerini yanıltmıyorlar. En başarılı oldukları ise partnerlerine uyum sağlayabilmeleri olarak görünüyor. Kesinlikle bir travesti için zevk verebilmenin önemi büyüktür bu yüzden istediği gibi zevk vererek partnerini mutlu ederler. Bazı ihtimaller arasında sıra dışı yaşanacak değişik fanteziler için bu partnerler tercih edilmekteler.

Sanki onlar yokmuş gibi ya da bu tarzı isteyenler yokmuş gibi davranmak gereksizdir. Çünkü herkesin de bildiği gibi travesti bayanları tercih edenler var ve onların çoğu bu ilişkilerini sadece saklıyorlar. Onların bu durumu saklamasının sebebini toplumsal düzen ve bu ilişkilere bakış açısı olduğu kesin bir gerçektir. Özgürce bu ilişkileri yüretemeyeceklerini bildiklerinden saklı ilişkiler kurmak zorunda bırakılıyorlar.

İstanbul ve ankara da bu değişik fantezileri yaşamak diğer yerlere kıyasla çok daha kabul görebilmektedir. Ancak bu tarz ilişkileri sadece büyük şehirlerdekiler gerçekleştiriyor diye düşünmek anlamsız kalabilir. Zira böyle hissedenlerin kendilerine partner bulamadıkları için istanbul travesti ya da ankara travesti bayanları ziyaret etmeleri bir tesadüf olamaz.

Hem partner bulma sıkıntısı hemde daha tutucu toplumsal yargıdan dolayı dilediği seksi yaşamakta zorluk çekenlerin büyük şehirlerde bu gereksinimlerini gidermesi gerekiyor. Gereksinimi gideremeyen bir kişiden pozitif bir yapı beklenemez ve bunu gidermesine saygı duymak gerekir. Kişisel olarak yaptığı tercihe müdahale edilmesi ya da başka bir tarza yönlendirilmek istenmesi onları düzeltecek ya da toplumum görmek istediği şekle sokmayacaktır.

İçlerinden geldiği gibi yaşayıp fırsatını bulunca kendi tarzlarına muhakkak devam edeceklerdir. İçgüdüsel olarak onlara yön veren dürtülerin önüne, toplumun bakış açısı etki etmez ve geçemez.

Ne suretle olursa olsun yanıltmayan bir partner için aradığını bilmek ve ne hissettiğini, kendini çeken şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. Özenle ve dikkatle seçilse dahi eğer hissedilen partner seçilmemiş ise yanıltıcı bir seçim yapılmış olur. Bu yüzden kaliteli ve size en yakın gelen partner sizleri yanıltmaz.

En Yüksek Performans ve Birliktelik için Travesti

Şaşırtıcı performansları ile travestiler kendileri ile ilişki isteyenler ile eğlenmeyi sonradan yatağa geçmeyi istiyorlar. Az bulunan bir travesti kalitesi ile kendisini arzulayan birisine karşı performas sergilerken onu mutlu edebilecek her şeyi deniyor.

Bu ilişkilerin gün geçtikçe artması ile bu ilişkileri kendine çeken sitelerin artması takip ediyor. Kalitenin odağı olmuş en iyi seks partnerlerini bulunduran siteler yenilenerek kendilerini en üst noktaya çıkaracak hamleleri yapıyorlar.

Sürekli bir yarış ve daha fazla kişiyi sitelerine çekmek için bulundurdukları partnerlerin daha kaliteli olmasına dikkat ediyorlar. Çünkü memnun edici ve kaliteli partnerler ne kadar fazla ise o kadar fazla dikkat çekeceklerini ve sitelerinin ziyaret edileceğini biliyorlar.

Şaşırtıcı performansları ile istanbul travesti  sitelerinde bulanların kalitesi bu ilişkilerden hoşlananlar için oldukça memnun edici seviyede. Diğer bir örnek ise eşcinsel ilişkilerini sevenler için ankara travesti bayanlar olabilir.

Partner ilişkisi arayanların fantezileri doğrultusunda geçirdikleri bu ilişkiler için portalların önemi her geçen gün artmaktadır. Çünkü artık kimse kulaktan dolma tavsiyeler ile partner seçmiyor. Bu siteleri ziyaret edip en kaliteli partnerleri bulabilen birisi için kulaktan dolma tavsiyelerin önemini sizler de tahmin edebilirsiniz.

Hiç görülmemiş ve iyi olduğu söylenen bir partner adayının bile vasat çıkma olasılığı olduğu için özelliklerine bakarak nasıl olduğu bizzat görülen bir partner elbette daha cezbedici konumdadır. İşi şansa bırakıp nasıl olduğu bilinmeyen bir partneri seçmek gerçekten de büyük hayal kırıklıklarına sebep olabildiği için artık kimse bu tavsiyelere uymuyor ve siteler sayesinde partnerlerini buluyorlar.

Tüm özelliklerini ayrıntısı ile yazan partnerler resimlerini koyup ne istediklerini dile getiriyorlar. Eğer uygun bulunduysa iletişime geçilip dakikalar içersinde birlikte olunabiliyor. Özel bir ilişki tarzını benimseyenler için bu portallarda şaşırtıcı performansta kolay bulanmayacak tarzda partnerler bulunabildiği için kimse işini şansa bırakmak istemiyor.

Doğrusu bu yöntemi kullanmak ve görebilip özelliği bilinen bir partneri seçmek en mantıklı seçimdir. Heycanlı birliktelikler ce şaşırtıcı performansları test etmek isteyenler süre kaybetmeden bu siteleri ziyaret edebilirler. En güzel saatleri geçirecekleri ve zevkin doruklarına çıkacakları partnerleri ile karşılaşabilir ve mutluluğa adım atabilirler.

“Travesti” ile birliktelik için teknik geliştirmek

Birlikte olduğunuz arkadaşlar ile memnun olabilme konusunda teknik geliştirmek ve bu teknikleri sürekli yenilemek gerekir. Çünkü bu teknikler kısa züreli geçerli olacak ve bir süre sonra deşifre olacaktır. En yeni teknikleri kullananlar ise seks partnerleri ile sıkıntısız cinsel ilişlki yaşayacaklar ve avantajlarını her zaman koruyacaklardır. Bir travesti  ile isteksiz bir ilişkinin önüne geçebilmek için mesela onu ilişki öncesi başka aktivitelere çağırmak ve rahatlatmak gerekebilir.

Bunun nedeni travestiler bu şeylere alışık değil ve pek fazla aktiviteye katılamazlar. Ancak günümüzde travestiler o kadar bakımlı ve seksi hale geldiler ki onları davet edemeyecek bir ortam neredeyse kalmadı. Bu teknik onu memnun edecek ve sizle birliktelik yaparken arzusunu arttıracaktır.

Bir diğer teknik istanbul travesti bayanlar için geçerli olabilir. Onunla sadece birliktelik için değil birlikte iyi vakit geçirdiğiniz için birlikte olduğunu söylemek hoşuna gidecektir. Ona bunu söyledikten sonra bunu gerçekleştirmeli ve daha uzun birlikte olmalısınız. Bu sayede zamanla onun sizinle cinsel ilişkide dorukları yakaladığını ve sizi baştan çıkarttığını göreceksiniz.

Başka bir teknik ise ankara travesti bayanlar için geçerli olabilir. Mesela onunla yaşadığınızı kimseyle yaşamadığınızı söyleyip çok etkileyebilirsiniz. İstediğiniz şeyi bulduğunuzu ve bu kadar tatmin olmadığını söylemek onu daha etkili seks yapmaya itecektir. En verimli seksi alabilmek için her türlü yeni taktiği uygulamak seks partnerini aktif hale getirmek için gereklidir. Memnun olmadığınız ve yinede birlikte olmak zorunda olduğunuz partner her kim ise teknikler uygulamaktan vazgeçmemeli kendinizi sürekli yenilemelisiniz.

Bilindik teknikler yerine belki yeni teknikleri siz geliştirmeli ve onun aktifliği ile zevklerin en kalitelisini yaşayabilirsiniz. Sizin yapmanız gereken şey onu pasif olmaktan uzaklaştırmaksa üzerinize düşen şeyi yapmaktan çekinmemelisiniz. Eğer bu teknikleri uygulamadan ben zevk alamıyorum diyorsanız partnerim aktif değil diyorsanız unutmayın ki siz de bu konuda hatalısınız demektir.

Kendinizi Sınırlamayın Yasaklarınızı Kaldırın

İnsanlar yapıları gereği her zaman yasak olan şeylere daha yakın olmuşlardır. Çünkü insan yapısı her zaman özgür olmaya ve olabildiğince serbest olmaya heveslidirler. Katı kuralları ve başkalarının çizdiği sınırları insanlar hiçbir zaman benimsemez ancak yaşam gereği kabul etmek zorunda kalırlar.

Bu her konu için insanın yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği her şey için geçerlidir. Cinsel yaşam konusunda dahi özgür olmak ve istediğini yapmak isteyenler her zaman olmuş ve olacaktır. Aslında bu cinsel ilişkideki olan şeyin yasak ile yakından uzaktan alakası yoktur. İnsanlar bu algıyı oluşturmuş ve sanki kendi tercihlerinin dışında kalanlar yasak bir şeyi yapıyormuş gibi diğerlerine entegre etmeye çalışmışlardır.

Geldiğimiz noktada başarılı olduklarını söyleyebiliriz ancak halen haklarını savunan ve cinsel ilişkideki bu yasak gibi görünen şeyleri kırmaya çalışanlar olduğunu görüyoruz. Konuya bu açıdan bakılınca travestiler kendilerini isteyenlere hizmet sunmada özgür olmayı isteyince yanlış bir şey gibi gözükebilir. Her fırsatta “travesti” denilince farklı gözlerle bakma algısı oturmuş durumda ancak insanın özgür yapısının buna asla izin vermeyeceği gerçeğinide görmeliyiz.

Kendileri ile barışık halen hizmet vermeye devam eden ankara travesti bayanlar çok zevkli ilişkiler kuruyorlar. Kendi yapılarının bu olduğunu ve yasak olsa dahi bunu sürdürmeye devam edeceklerini her platformda açıkça söylüyorlar. Şimdiye kadar gördükleri baskılar ve bu yanlış algı yüzünden onların vazgeçmediğini ve vazgeçmeyeceklerini gösteriyor.

Her zaman bu hizmeti verdiklerini ve kendilerini böyle hissettiklerini anlatan istanbul travesti bayanlar da özgür olduklarını insanların yanlış bakış açısına sahip olduklarını söylüyor. İnsanların cinsel tercihleri yüzünden yasaklı gibi görülmesi çağdaş bir ülke için kabul edilemez gerçeklidir.

Öylesine bir algının oluşturulması bile yanlış bir düşünce tarzını göstermektedir. İnsanlar doğası gereği bunu zaten kabul etmediler ve etmeyecekler.

Travesti ile Konuşarak Anlaşmayı Deneyin

Hayatımızın bir çok safhasında sorunlarla karşılaşır , kendimizce çözümler ararız. Sinir krizleri ve şiddet çözüm yollarının en sonunda yer almalıdır. İlk izlenim olarak olaylara konuşarak ve düşünerek yaklaşmak size çözüm için zaman kazandırdığı gibi doğru adımlar atmanızı da sağlamaktadır. Peki hangi durumları konuşarak çözebiliriz ?  Konuşarak , anlaşarak çözebileceğimiz sorunlarımızın ilk sırasında bireysel ilişkiler ve duygusal hayatımız yer alıyor.

Örneğin bir arkadaşımızla aranızda sorunlar var ve siz nasıl çözeceğinizi bilemiyorsunuz. Tarafların birbirini tanıyor olmasından dolayı konuşmak oldukça etkili olduğu gibi sorunun temeline teşhis koymak da önemli bir rol oynamaktadır.

Geçtiğimiz günlerde istanbul travestileri neden arkadaşım Semra yakın bir arkadaşı ile aralarında küçük bir sorun olduğunu ve bundan dolayı üzgün olduğunu söyledi. Aslında sorun küçüktü ama konuşmadan sinir yoğunlaşmasıyla büyümesine yol açtıklarını belirtti. Duygusal ilişkilerimizde konuşmak o kadar önemlidir ki , öncelikle paylaşım sonrasında anlaşmayı getirir.

Cinsel hayatınızda konuşmak büyük bir önem teşkil etmektedir. Partnerinizle aranızda sırlar olmaması onu size yakınlaştırır. Kafanızda kurduğunuz olayları onunla konuşarak daha kolay bir hale getirebilirsiniz. Travesti ve travestiler genelde bu durumu göz önünde bulundurarak partnerlerinin isteklerini onlardan duymak isterken bayanlar bunun tam aksine kontrolün partnerlerinde olmasını isterler.

Bu durum çoğu zaman işe yarayabilir. En azından cinsel hayatınızda heyecanı elde tutmanızı sağlar. Fakat ne yaparsanız yapın rutin giden yatak hayatınızı konuşmadan değiştiremezsiniz. Aşk hayatınızda buna dahildir.  Kadınlar kendilerine seni seviyorum demenizi o kadar çok önemserler ki iki kelime onları sonsuz bir mutluluğa götürebilir. Erkekler ise sevgilerini belli etmek yerine daha baskın hareket etmek zorunda hissederler kendilerini.

Çoğu zaman iletişim bozukluğundan dolayı sorunları çözülmez durumlara sokabiliriz. Bazen karşımızdakini iyi anlamaz ya da kendimizi tam anlatamayız. Böylece iletişim bozulur ve anlaşmamız kesinlikle söz konusu olmaz. Çözümü oldukça kolay kendimizi anlatmak için karşımızdaki kişinin anlayabileceği  kelimelerle kısa cümleler kurmalısınız. Onun sizi dinlediği gibi sizde onu dinlemelisiniz.

Hayatınızı kolaylıştırmak için çoğunluk işlerinizi konuşa konuşa yapmalısınız. İnsanların tek anlaşma yolu konuşmak ve anlaşmaktır. Bu konuyu daha geniş inceleyen kitaplar ve filmler izlemenizi önerebiliriz. Unutmayın şiddet sorunlarınızı daha da zor hale getirirken , konuşmak sorunlarınızın tamamen ortadan kaldırabilir.

Travesti Hakkında Genel Bilgiler

Travesti veya travestiler hakkın da pek fazla bilgi sahibi olmamamız gayet normaldir, çünkü yıllardır alışagelmiş negatif söylentilerle beraber biz de hep kötü tanımışızdır. İstanbul travestileri olsun Ankara travestileri yada istanbul travestileri olsun hepsi aynı kader çizgisinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Hayat standartları hemen hemen hepsinin yapmış olduğu seks işçiliği paydasın da buluşmaktadır. Süslü ve bir o kadar da seksi olan travestiler adeta yürek hoplatmaktadırlar. Bu insanlar yıllardır nefret söylemleri ile beraber adeta canavar gibi tanıtıldılar ve sanki farklı bir varlık olarak insanların gözüne soktular. Bu durum da medyanın payı çok büyüktür, son dönemler de sosyal içerikli projeler de özellikle sokak hayvanları ve sokak çocukları içerikli projeler de yer almaya başladılar ve hatta siyasete atılanları bile oldu, amaçları lgbt bireylerin haklarını savunmak görünürlüğü artırmaktır. Her insan kitlesinin iyi yada kötüsü vardır sapla samanı birbirin den ayırmayı bildiğimiz zaman bu insanların da iyisini kötüsünü ayırt etmek mümkündür. Sevgi dolu bu insanları insan topluluğundan uzaklaştırarak yapacakları iyi projeleri de engellemiş oluyoruz. Saygın ve demokrasi ile yönetilen bir ülke de yaşıyorsak bu insanlara neden yaşam kalitelerini yükseltmek adına yardımcı olmuyoruz. Psikolojik olarak  iyi görmüyoruz hep farklı pencerelerden bakıyoruz normal olarak baktığımız da normal bir insan yaşantısı yaşamaktadırlar bir çifte standart daha var ki A klas bir insan yaşamının daha alt seviyelerin de muamele ile her yerde karşılaşmaktadırlar yani ikinci sınıf vatandaşı olarak görülmektedirler. Dört duvar arasın da herkes taparcasına iltifatlar ediyor fakat dışar da insan dışı düşüncelere kapılıp bu bireyleri itip rencide etmektedir insanlar, yeri geliyor komşu olarak yeri geliyor iş arkadaşı olarak hor gözler ile bakmaktayız. Travestiler farklı kutup ta yaşamıyorlar onlar da içimiz de yaşamaktadırlar. Tabi ki fuhuşu savunmuyoruz fakat o yollara kadar kendimiz itiyoruz. Yol kenarların da kar kış demeden keyiflerinden durmuyorlardır dışardan hayatları bize renkli gelebilir ama içi onu dışı başkasını yakar hesabıdır herkesin kendisine göre sorunları vardır şüphesiz hiç bir insanoğlunun doğasında direk kötülük yoktur insanın uslübu ile doğru orantıdadır. Trans kadınların iradeleri o kadar yüksek ki o kadar zorluklara rağmen ben buradayım diyebiliyor büyük bir cesaret olmalıdır ki kendilerini topluma kabul etme çabasına girmişlerdir.

Ben travesti’yim kaderimin değiştiği an ilk olarak İstanbul travestileri ni gördüğüm de başlamıştı. Moda ikonları olarak beynim de tasarladığım Şişli travestileri  o günden bu güne kadar hala şıklıkta diğer trans kadınlara aman vermemektedirler. Şıklık pahalı elbiseleri alıp giymek değildir, şıklık insanın kendisine yakıştırdığı konseptleri bir araya getirmesi demektir. Ben asla giyinmeyi bilmezdim kırmızı üstüne pembe giyenlerdendim  moda dergilerini takip etmedim kendimi geliştirme yollarına baktım, zıt renkleri denedim zamanla onlardan da sıkıldım beyazın üstüne siyah giymek gibi sıradan geliyordu bana artık ama vazgeçemediğim bir renk vardı halada öyleyim kahve renkleri, bana göre çok asil bir renktir ama herkeste güzel durmuyor ne yazık ki, kırmızı renkler de yoğunlukla dikkat çektiği için seksin ve kışkırtıcı olarak bilinmektedir. Moda uyum demek yada farklı konseptleri bir araya getirmektir, her şey tamamlanınca bir bütün olarak güzeldir. Trans kadınların yoğun olarak tercihleri şahşalı ve taşlardan oluşan konbinlerdir ben ise biraz daha sadelikten ve daha şeffaf renkleri kombinliyorum ayrı bir kadınsılık katıyor bana , ondan ziyade gerek dışarı da gerekse kapalı mekanlar da dikkat çekmemi azaltıyor o da herkesin malumu olan transfobiyi azaltmaktadır. İnsanlar bana dışarı da öteki gözü ile bakmamaktadırlar o yüzden kılık kıyafet çok önemlidir hele ki uç noktalar da giyinmek tecavvüz veya farklı konulara davetiye çıkarmaktadır. Trans kadınlar bir yönde kendi kendilerini deşifre etmektedirler, dört duvar arasın da insanlar istediklerini tabi ki giymekle özgürlerdir fakat dışar da bizim değer yargılarımız var onları korumak adına da olsa giyim kuşamlarımıza dikkat etmek zorundayız. Ev kıyafetlerimiz ayrı eğlenmek için bar ortamların da giydiğimiz kıyafetler ayrı olmalıdır. Ben travesti’yim bütün bunlara ben kendim dikkat ettiğim için ben transfobi ile karşılaşmıyorum istediğim mağazaya girebiliyorum istediğim cafeye girebiliyorum ben travestiyim diye uçuk giyinmek zorun da değilim modaya uygun giyinirim fakat önce benim içime sinmeli ben travesti olmaktan önce bir insanım cinsiyetim sonradan gelmedir.